Aralık 14, 2017
   Kongre hashtag'imiz:  #Karaburun2017   twitter-logo2    Facebook-Logo

Bilim itaatsiz olana ihtiyaç duyar

Theodor Adorno

12. Karaburun Bilim Kongresi

…17’den 17’ye…


6 - 10 Eylül 2017

Karaburun-İzmir


Bu yıl on ikincisini düzenleyeceğimiz Karaburun Bilim Kongresi’nin ana temasını “17’den 17’ye…” olarak belirledik. Bilim tarihi, baskı dönemlerinde üniversitelerin gerçek bilimsel ilerleme ve eleştirel düşünceye kapılarını kapattıklarını ve -özellikle sosyal bilimler alanında- iktidarın hegemonik söyleminin dışında bilgi üretmenin giderek güçleştiğini bizlere öğretti. Ancak, yine aynı tarih, böylesi dönemlerde eleştirel düşüncenin kendine birçok yeni mecralar yaratmasının örnekleriyle de doludur. Bu nedenle, hatırlanacağı üzere, 2006 yılında düzenlediğimiz ilk Kongre’den başlayarak “iktidar teması ve sorunsalı” ile “bilgi üretimi” arasındaki çatışma sürekli olarak Karaburun Bilim Kongresi’nin odağında yer aldı. Bu yıl özelinde bu gerçekliğin ülkemizin toplumsal pratiğinde yeni bir aşamaya geldiği çok açık…

15 Temmuz sonrasında bir yandan anayasal, meşru muhalefet odaklarının bir kısmı tasfiye edilirken diğer yandan da geride kalanlara yönelik kapsamlı bir yıldırma süreci işletilmektedir. Türkiye üniversiteleri de hem insanlık hem de kendi tarihinde örneğine az rastlanılacak cinsten yaygın ve yoğun bir saldırıyla, kelimenin tam anlamıyla bir yıkım süreciyle karşı karşıya: Binlerce ilerici, demokrat ve aydın tarif edilmemiş suçlamalarla okullarından, üniversitelerinden atılıyor, sokaklarda dövülüyor, tutuklanıyor ve sayısız hukuksuzluğa maruz bırakılıyor. Ancak, biliyoruz ki bilgi üretimi üniversitelerin duvarları arasına hapsedilememiştir ve hapsedilemeyecektir. İktidarın ulusal ve/veya uluslararası hukukta hiçbir karşılığı olmayan olağanüstü hal kararnameleriyle ülkeyi sonsuza dek yönetemeyeceği ve bu devranın eninde sonunda döneceği ortadadır. Nasıl ki Karaburun ve daha pek çok alan bizimse üniversiteler de bizimdir. Bu yıl tarihin bize hatırlattığı başka sorumluluklarımızın yanı sıra sizlerle paylaşacağımız öncelikli gündemlerimizden biri elbette Türkiye akademisinde yaşanan bu kurumsal yıkım ve toplumsal kıyımdır. Bu bağlamda, okullarından, üniversitelerinden atılmış tüm ilerici, aydın, devrimci yürekleri Karaburun’un düşünce sofrasına katkıda bulunmaya bekliyoruz. Gelin dostlar bir olalım...

Yine bu yıl, Büyük Devrim’in yüzüncü yılı... İnsanlık tarihinin devrimci öznesi olan emekçi sınıfların tarih sayfasına işlediği kanaviçenin, Ekim Devrimi’nin, yüzüncü yılı... Geride bıraktığı yüz yıl boyunca, bu kanaviçenin özü olan işçi sınıfının devrimci rolü ve bugün geldiğimiz aşamada sahip olduğu özellikler çokça tartışıldı. Biliyoruz ki kriz anları aynı zamanda birer karar ve dönüşüm anlarıdır da. Dünya ve Türkiye elbette böylesi bir süreçten geçiyor. Bu nedenle bu Büyük Devrim’in yüzüncü yılında devrimi ve devrimci potansiyeli yeniden tartışmaya açıyor; dünün mirasında bugünün pratiğini sizlerle tartışmak istiyoruz. Gelin dostlar bir olalım...

Qui si convien lasciare ogni sospetto
Ogni vilta convien che qui sia morta.

Burada bütün kuşkular kovulsun
Ve burada her türlü korku yok olsun

Dante, İlahi Komedya

 

Hiç kuşkusuz Ekim Devrimi, diğer pek çok kaynağın yanı sıra en önemli teorik dayanaklarından birini Marx’ın Kapital’inden alır. Bu yıl, Kapital’in de basımının 150 yılı... Toplumsal ve sınıfsal muhalefet potansiyellerinin iğdiş edildiği; kendini iktidar odaklı örgütleyemeyen günümüz parçalı muhalefet yapıları uzun tarihinin en zayıf dönemlerinden birini yaşıyor. Yine biliyoruz ki gelecek, iktidar karşısında muhalefetin kendi potansiyelini gerçekleştirme biçimleri ile belirlenecektir. Bu nedenle, Kapital’in izinde toplumsal muhalefetin ve onun devrimci özünün teori ve pratiğini yine ve yeniden tartışmaya açmak istiyoruz. 150 yılın ardından bugün için Marx ve Kapital gündemiyle de sizleri Karaburun Bilim Kongresi’ne davet ediyoruz. Gelin dostlar bir olalım…

Karaburun Bilim Kongresi’ni, Türkiye muhalefetinin desteği ve dayanışması ile on iki yıldır düzenliyoruz. Her yıl Türkiye ve dünya gündemine uzak kalmama iradesini göstererek söz konusu dayanışmayı bilgi üretimi açısından ortaya çıkarmaya çalışıyor ve yine her yıl olduğu gibi bu yıl da “içeriğin lafı aştığı” bir toplumsal muhalefeti örmeyi umuyor ve amaçlıyoruz. Bunu Gezi’de yaşadık, bir daha neden olmasın? Öyleyse, Ezop’un söylediği ve Marx’ın yorumladığı gibi:

hic Rhodus, hic salta!

hünerimizi göstermenin zamanıdır!

  

kongrekaraburun


Bu yıl on ikincisini düzenleyeceğimiz Karaburun Bilim Kongresi’nin ana temasını “17’den 17’ye…” olarak belirledik. Bilim tarihi, baskı dönemlerinde üniversitelerin gerçek bilimsel ilerleme ve eleştirel düşünceye kapılarını kapattıklarını ve -özellikle sosyal bilimler alanında- iktidarın hegemonik söyleminin dışında bilgi üretmenin giderek güçleştiğini bizlere öğretti. Ancak, yine aynı tarih, böylesi dönemlerde eleştirel düşüncenin kendine birçok yeni mecralar yaratmasının örnekleriyle de doludur. Bu nedenle, hatırlanacağı üzere, 2006 yılında düzenlediğimiz ilk Kongre’den başlayarak “iktidar teması ve sorunsalı” ile “bilgi üretimi” arasındaki çatışma sürekli olarak Karaburun Bilim Kongresi’nin odağında yer aldı. Bu yıl özelinde bu gerçekliğin ülkemizin toplumsal pratiğinde yeni bir aşamaya geldiği çok açık…

 

15 Temmuz sonrasında bir yandan anayasal, meşru muhalefet odaklarının bir kısmı tasfiye edilirken diğer yandan da geride kalanlara yönelik kapsamlı bir yıldırma süreci işletilmektedir. Türkiye üniversiteleri de hem insanlık hem de kendi tarihinde örneğine az rastlanılacak cinsten yaygın ve yoğun bir saldırıyla, kelimenin tam anlamıyla bir yıkım süreciyle karşı karşıya: Binlerce ilerici, demokrat ve aydın tarif edilmemiş suçlamalarla okullarından, üniversitelerinden atılıyor, sokaklarda dövülüyor, tutuklanıyor ve sayısız hukuksuzluğa maruz bırakılıyor. Ancak, biliyoruz ki bilgi üretimi üniversitelerin duvarları arasına hapsedilememiştir ve hapsedilemeyecektir. İktidarın ulusal ve/veya uluslararası hukukta hiçbir karşılığı olmayan olağanüstü hal kararnameleriyle ülkeyi sonsuza dek yönetemeyeceği ve bu devranın eninde sonunda döneceği ortadadır. Nasıl ki Karaburun ve daha pek çok alan bizimse üniversiteler de bizimdir. Bu yıl tarihin bize hatırlattığı başka sorumluluklarımızın yanı sıra sizlerle paylaşacağımız öncelikli gündemlerimizden biri elbette Türkiye akademisinde yaşanan bu kurumsal yıkım ve toplumsal kıyımdır. Bu bağlamda, okullarından, üniversitelerinden atılmış tüm ilerici, aydın, devrimci yürekleri Karaburun’un düşünce sofrasına katkıda bulunmaya bekliyoruz. Gelin dostlar bir olalım...

 

Yine bu yıl, Büyük Devrim’in yüzüncü yılı... İnsanlık tarihinin devrimci öznesi olan emekçi sınıfların tarih sayfasına işlediği kanaviçenin, Ekim Devrimi’nin, yüzüncü yılı... Geride bıraktığı yüz yıl boyunca, bu kanaviçenin özü olan işçi sınıfının devrimci rolü ve bugün geldiğimiz aşamada sahip olduğu özellikler çokça tartışıldı. Biliyoruz ki kriz anları aynı zamanda birer karar ve dönüşüm anlarıdır da. Dünya ve Türkiye elbette böylesi bir süreçten geçiyor. Bu nedenle bu Büyük Devrim’in yüzüncü yılında devrimi ve devrimci potansiyeli yeniden tartışmaya açıyor; dünün mirasında bugünün pratiğini sizlerle tartışmak istiyoruz. Gelin dostlar bir olalım...

 

Qui si convien lasciare ogni sospetto
Ogni vilta convien che qui sia morta.

 

Burada bütün kuşkular kovulsun

Ve burada her türlü korku yok olsun

 

Dante, İlahi Komedya

 

 

Hiç kuşkusuz Ekim Devrimi, diğer pek çok kaynağın yanı sıra en önemli teorik dayanaklarından birini Marx’ın Kapital’inden alır. Bu yıl, Kapital’in de basımının 150 yılı... Toplumsal ve sınıfsal muhalefet potansiyellerinin iğdiş edildiği; kendini iktidar odaklı örgütleyemeyen günümüz parçalı muhalefet yapıları uzun tarihinin en zayıf dönemlerinden birini yaşıyor. Yine biliyoruz ki gelecek, iktidar karşısında muhalefetin kendi potansiyelini gerçekleştirme biçimleri ile belirlenecektir. Bu nedenle, Kapital’in izinde toplumsal muhalefetin ve onun devrimci özünün teori ve pratiğini yine ve yeniden tartışmaya açmak istiyoruz. 150 yılın ardından bugün için Marx ve Kapital gündemiyle de sizleri Karaburun Bilim Kongresi’ne davet ediyoruz. Gelin dostlar bir olalım…

 

Karaburun Bilim Kongresi’ni, Türkiye muhalefetinin desteği ve dayanışması ile on iki yıldır düzenliyoruz. Her yıl Türkiye ve dünya gündemine uzak kalmama iradesini göstererek söz konusu dayanışmayı bilgi üretimi açısından ortaya çıkarmaya çalışıyor ve yine her yıl olduğu gibi bu yıl da “içeriğin lafı aştığı” bir toplumsal muhalefeti örmeyi umuyor ve amaçlıyoruz. Bunu Gezi’de yaşadık, bir daha neden olmasın? Öyleyse, Ezop’un söylediği ve Marx’ın yorumladığı gibi:

 

hic Rhodus, hic salta!

hünerimizi göstermenin zamanıdır!

ULAŞIM KONAKLAMA PRATİK BİLGİLER
ulasim konaklama 

pratikbilgiler 

 

Ana Menü

KBK2017_Afis_200x285

Afişi indirmek için
BURAYA TIKLAYIN