Kasım 21, 2017
   Kongre hashtag'imiz:  #Karaburun2017   twitter-logo2    Facebook-Logo

Aşağıda çalışma içeriği, yeri ve zamanı hakkında bilgiler bulacağınız çalışma gruplarımız tüm kongre katılımcılarına açıktır. Çalışmalarına uzunca bir süredir devam eden gruplarımız, bu çalışmalarına kongre katılımcılarıyla birlikte devam edecek, sonuç raporlarını 11 Eylül Pazar günü ilgili oturumda paylaşacaklardır.

EKOLOJİK KRİZE KARŞI İKLİM ADALETİ MÜCADELESİ

Doğanın bir parçası olarak insan emeğiyle var’sa, doğayı da emek dolayımıyla kavrıyorsa, ekolojik kriz tipik insan-doğa çelişkisi olarak değerlendirilemeyecek bir meseledir. Ekolojik kriz, tarihi olarak belirlenmiş üretim şekli ile çevresi arasındaki ilişkinin krizi olarak üretim şeklinin kendi krizinin bir görünümü; dışavurumudur. Bu anlamda ekolojik kriz kapitalizmin krizine içkindir; bu kriz aynı zamanda kapitalist üretim modelini taklit eden sözde sosyalist ülkelerin de krizi olmaya mahkûmdur.

“Bize göre, ekolojinin bunalımı ile toplumsal çöküşlere yol açan bunalımlar, ayrılmaz biçimde iç içe geçmiştir ve aynı yapısal gücün farklı dışavurumları olarak görülmelidir. Birincisi, genel olarak, yerkürenin ekolojik istikrarsızlıklara tahammül kapasitesini aşan ve sınır tanımayan sanayileşmeden ileri geliyor. İkincisi ise, emperyalizmin küreselleşme diye bilinen biçiminden ve onun, yoluna çıkan bütün toplumlar üzerindeki çözücü etkilerinden. Daha da ötesi, bu iki temel güç aslında aynı itkinin farklı veçheleri. Bütünü hareket ettiren merkezi devindirici diye tanımlanması gereken bu itki dünya kapitalist sisteminin genişlemesinden başka birşey değil.”

Tam da bu yüzden GDO’ların, HES’lerin, nükleer ve termik santrallerin, iklim değişikliğinin, altın madenlerinin, taş ocaklarının ve doğayı doğal kaynak haline getiren bütün güncel pratiklerin arkasında yatan tek şey kapitalist üretim tarzı olarak vücut buluyor. Varlık koşullarımızı zorlayan bütün bu sorunların çözümü içinse masaya yatırmamız gereken tek şey var: kapitalizm. İşte bu bağlantıyı kurabilmek ve burun buruna yaşadığımız ekolojik sorunlarla resmin bütününde yüzleşebilmek için, öncelikle liberal demokratik argümanlardan arınmakla işe başlamak gerektiğini düşünüyoruz. Ne yalnızca çevre hakkı, su hakkı gibi hukuksal dallara tutunuyoruz ne de kadın-erkek üzerinden cinsel yönelimleri dışlayan patriyarkal sistemi veri kabul ediyoruz. Aksine neden-sonuç ilişkisi içerisinde sorunu bütüncül bir bakış açısıyla ele alarak ötesini kurguluyoruz; halkların eşitliği için radikal bir dönüşümü gerektiren iklim adaleti talebini yükseltiyoruz.

Gelişmiş ve gelişmemiş, kır ve kent, zengin ve fakir arasındaki bütün uçurumları derinleştiren eşitsizlikleri kendimize sorun ederek de soruyoruz: Suyun, gıdanın, havanın ve toprağın özel mülkiyet zincirlerini kırarak, doğanın özgür halkların eşit birliğiyle yeniden temellük edilmesi için nereden başlamalı, nerede durmalı ve ne yapmalı? Tüm bu sorulara birlikte yanıt verebilmek ve dünyanın dört bucağını saran ekolojik krize karşı; emek ve doğa sömürüsünün ortadan kaldırıldığı; atıksız ve artıksız; eşit ve özgür bir dünya için çizilecek mücadele hattına katkıda bulunabilmek amacıyla bu çalışma, sistemin verili sınırlarına itaat etmeyen herkesi birlikte tartışmaya çağırıyor.

Bu amaçla bu çalışmada öncelikle; iklim adaleti, biyogüvenlik ve gıda egemenliği, su egemenliği, kır ve kent birlikteliği, emeğin, doğanın ve cinslerin özgürlüğü, ekolojik krize karşı birleşik mücadele, temel başlıkları altında Türkiye’deki ekoloji hareketlerinden de katılımının sağlandığı küçük gruplar halinde çalışmalar yürütülecek, ardından bu tartışma başlıkları Forum şeklinde tartışmaya açılacaktır. Tartışmalar doğrultusunda hazırlanan bir sonuç metniyle ise Ekolojik Krize Karşı İklim Adaleti Manifestosu oluşturulacaktır.

Çalışma Günü ve Saati

10 Eylül Cumartesi 13.00-17.00

Çalışma Yeri

Nergis Çay Bahçesi (Karaburun Merkez)

Yürütücüler

Hatice Kurşuncu, Hande Atay, Ilgın Özkaya Özlüer, Fevzi Özlüer, Stefo Benlisoy, Gökhan Bilgihan, Tülay Ararat, Deniz Zengin, Cömert Uygar Erdem, İpek Sakarya, Güneş Uyanıker, Bora Sarıca, Yeliz Galioğlu, Begüm Özden Fırat.

 

FEMİNİZM VE TOPLUMSAL CİNSİYET..ARTIK BİR ANTAGONİZMA MI?

söze ursula le guin'in kelimeleriyle başlayalım..

".....yazık. elliden fazla yıl geçti; tümüyle farklı olsa da, erkekleri şoke olmaktan koruyacak, kadınların bedenleri, tutkuları ve varoluşuyla ilgili yalnızca erkek deneyimini kabul eden uzlaşımlar hala var, çok yazık. kendim dahil bu kadar çok kadın kendi deneyimlerinin böyle reddedilmesine göz yumdu, algılarını buna uyacak biçimde daralttı, sanki cinsellikleri düzüşmeyle sınırlıymış gibi, sanki gebelik, doğum, çocuk bakımı, annelik, ergenlik, adet görme, menopoz hakkında, evişi, çocuk işi, hayat işi, savaş, barış, kadın bedeninde ve zihninde ve imgeleminde yaşandığı biçimiyle yaşam ve ölüm hakkında erkeklerin duymak istedikleri dışında hiçbir şey bilmiyorlarmış gibi yazdı.  woolf'un söylediği gibi, helene cixous'nun da söylediği gibi,  "bedeni yazmak" yalnızca başlangıçtır. dünyayı yeniden yazmalıyız...." *

bu seneki kongrenin ana teması "dünyanın dört bucağı; kapitalizm ve mücadele"  ise iktidara en muhalif damarlardan birisi feminist ideolojidir. şüphesiz her varyasyonu ile antikapitalist değildir fakat sağlam bir muhalif duruşa çok önemli katkıları olduğu aşikardır. kadın emeğinin görünür kılınması, patriyarki, heteronormatif değerler gibi can yakıcı sorunları gündeme taşımış,  sorgulayıcı ve eleştirel doğasıyla hem dünya entelijiyansını hem de sokaktaki özneyi etkilemiş ve dönüştürmüştür.

benzer bicimde toplumsal cinsiyet kavramı, 20. yüzyılın ikinci yarısında, feministler tarafından oluşturulup, kullanılmaya başlandığında kadınlık ve erkeklik rollerinin doğal olmadığı, sonradan kazanıldığı söylemini tartışmaya açmış ve cinsiyet rolleri, iktidar ilişkilerinin belirlediği  toplumsal kurgular olarak tanımlanıp deşifre edilmeye başlanmıştı.

şimdilerde ise feminist araştırmalar ve feminist yazının artması ile birlikte feminist politikalar oluşturmak üzere yapılan tartışmalar ve söylem çözümlemeleri süredursun, toplumsal cinsiyet kavramının dildeki kullanımı, içeriği dönüşüm geçirmiş neredeyse sıradanlaştırılmış kısmen bağlamımdan koparılarak apolitize edilmiştir. bir anlamda cinsiyet kavramının yerine kullanılır olmuştur.

toplumsal cinsiyet tanımı kadınlık, erkeklik ve " öteki " cinsel yönelimler arasındaki hiyerarşiyi ve bunların iktidarla ilişkilerini deşifre ederken bir yandan da yeniden kurgular hale gelmiştir.  başka bir değişle fallosantrik sistem toplumsal cinsiyet kavramının içini boşaltarak cinsiyet rollerinin yeniden üretilmesinin zemini yapmıştır.

bu gün kadın politikası oluşturmak üzere gayretkeş bir çaba gösteren pek çok kişi ve kurum; kendi ideolojisini tanımlamak için feminizm kavramına çok uzak bir mesafeden bakarken toplumsal cinsiyet kavramını gönül ferahlığı ile kullanmaktadır. o halde feminizmin kendi içinden çıkan bu kavram yine kendisini öteleyen sistematik bir aksiyoma mı dönüştürülmüştür?

iki oturum olarak planlanan bu atölyenin niyeti; feminist ideoloji ile toplumsal cinsiyet projeksiyonu arasında oluşturulan kavram kargaşasının yarattığı bir tür kafa karışıklığının nedenlerini ve sonuçlarını çözümlemeye katkı sunmaktır.

evet… dünyayı yeniden yazmak lazım...

(*) ursula le guin, "kadınlar rüyalar ejderhalar",metis seçkileri, 2002, s. 108

Çalışma Günü ve

Saati

9 Eylül 2011 Cuma

17.00-19.30

10 Eylül 2011 Cumartesi

17.00-19.30

 

Çalışma Yeri

Asmalı Mencere

Asmalı Mencere

Yürütücüler

çiğdem yazıcı, gamze toksoy, gülnur elçik, hülya tarman, neşe özgen, zeynep direk, zozan özgökçe

KENTSEL DÖNÜŞÜMDE İSTANBUL ÖRNEKLERİ

Bu Çalıştay, İstanbul'da son dönemin en gözde konularından birisi olan ve tüm sosyal bilimler disiplinleri için kesen bir konu olarak, "Kentsel Dönüşüm Sürecini ve Mekanizmaları"nı tartışmayı hedefliyor. İstanbul'un öncülük ettiği metropol dönüşümünü şehir planıcılardan sosyologara, kadın çalışmalarından, itkisatçılara, tarihçilerden mimarlara kadar pek çok disiplin çalışmakta; ancak henüz bu çalışmaların her disiplinin kendi içindeki bilgilerini derlemeleri dışında ve interdisipliner halde dökümü ve tartışması yapılamamaktadır. Öte yandan, bu konudaki diğer bir eksiklik de; farklı dönüştürme örneklerinin henüz tartışılmamış olmasıdır. Yeni kent literatürü, özellikle küresel sistemin içine akatrılmaya çalışılan kent parçacıklarındaki değer ve servet aktarma yolları,  Dönüşüm süreçlerindeki farklılıklar ve dönüşümlerin hangi eski eşitsizlikleri beslediği ve hangi yeni eşitsizliklere yol açtığıyla özellikle ilgileniyor.

Bu Çalıştay, Nisan-Mayıs 2011'de, Nazım Hikmet Akademisi Yöntem ve Sözlü Tarih Atelyeleri katılımcıları ve Nazım Hikmet Akademisi Sosyal Bilimler bölümünün öğrencilerinin çalıştığı "Fikirtepe'de Kentsel Dönüşüm" projesine dair çeşitli tartışma alanlarını açarak; hem Projeyi yöntemsel olarak hem de örneğinden hareketle tartışmayı hedefliyor.

Çalışma Günü

ve Saati

9 Eylül 2011 Cuma

13.30-16.30

Çalışma Yeri

Asmalı Mencere

Yürütücüler

Dr. Zeynep Güler , Dr. Havva Neşe Özgen,  Buket Çakır, Eda Yenil, Selin Aksoy Damla Baytekin

 

Mücadelemize Küresel bir Bakış

Akademisyenler, öğrenciler, ebeveynler ve işçiler bütün dünyada hali hazırda baskın olan iktisadi sistemin saldırılarına karşı bir mücadele yürütüyorlar. Bu saldırılar arasında araştırma ve eğitim konularında iktisadi çıkarların öneminin giderek artması, öğrenim harçlarının konulması ve gittikçe yükseltilmesi, ‘kâr’ edemeyen fakülte bölümlerinin kapatılması ve hem öğretenler hem de öğrenciler için artarak dayanılmaz bir hâl almış rekabet etme, başarılı olma zorunluluğu sayılabilir. Atölye çalışmamız, eğitimin süre giden ticarileşme sürecine karşı verilen küresel mücadelemizi incelemek ve herkes için parasız ve özgürleştirici eğitimin yakın gelecekte nasıl mümkün olabileceği üzerine tartışma yapacağımız bir alandır. Somut bir örnek olarak “Uluslararası Öğrenci Hareketi” (http://ism-global.net) tanıtılacaktır. Bunun yanı sıra, dünyanın çeşitli yerlerindeki eylemcilerle video-konferans yoluyla iletişim kurmayı deneyeceğiz. Son olarak, hareketin geleceğine ilişkin adımları tartışacak ve özellikle Kasım 2011’de yapılacak olan “Parasız Eğitim için Küresel Eylem Haftası” hakkında fikir alışverişinde bulunacağız.

A Global Perspective on Our Struggle - Current Standing and Future Outlook

Teachers, students, parents and workers worldwide are struggling against the symptoms of the currently dominating economic system. Such symptoms include an increasing influence of economic interests in research and teaching, the introduction and constant increase of tuition fees, the closure of "unprofitable" departments and an increasingly unbearable pressure to succeed for teaching staff as well as for students. The workshop space will be used to explore the ongoing globalisation of our struggle against the increasing commercialisation of education and for free emancipatory education in recent history. As a concrete example the communication platform "International Student Movement" (http://ism-global.net) will be introduced. Furthermore we might be able to connect with fellow activists elsewhere in the world via video-conferencing during the workshop. We will also explore the next steps, focussing especially on the "Global Weeks of Action for Free Education" currently being coordinated for November 2011

Çalışma Günü ve Saati

10 Eylül 2011 Cumartesi

16.00

 

Çalışma Yeri

C Salonu

Yürütücüler

Mo Gas, Justyna, Nida Kamil Özbolat, Ferda Dönmez Atbaşı ve farklı ülkelerden internet yoluyla bağlantı kurulacak diğer katılımcılar.

DirenişteSanat Politik Performans Atölyesi

DirenişteSanatçılar olarak, kongre süresince katılımcı olarak gelen kişilerden oluşan gönüllü bir grup kurmak ve Kongre’nin bu yılki temasına uygun düşen kısa bir performans gösterisini onlarla birlikte hazırlamak isteğindeyiz. Ortaya çıkan ürün 11 Eylül Pazar günü Mordoğan Belediye Binası önünde icra edilecektir

Çalışma Günü

ve Saati

9 Eylül 2011 Cuma

13.30-17.00

 

10 Eylül 2011 Cumartesi

13.30-17.00

Çalışma Yeri

Karaburun Yarımadası Yerel Gündem 21 Gençlik Merkezi Önü

Yürütücüler

Ozan Yıldırım, Tufan Taştan

Gösterim

11 Eylül 2011 Pazar

Saat: 15.00

Mordoğan Belediye Binası Önü

 

YOKLUKTAN VARLIĞA: BİR HALKIN FENOMENOLOJİSİ

Diyarbakır Felsefeciler Derneği Üniversite Öğrencileri Kolu Kürt halkını onun son yıllarda  yarattığı tarihsel ve siyasal süreçleri:  Felsefi (Tanınma: Gerçek Bir Diyalektik Deneyim); politik (Siyasalın Uzamında Şiddet: Arendtçi Hijyenliğin Sökümü); Toplumsal Cinsiyet (Toplumsal Cinsiyet Ekseninde Kürd Kadını Ve Lgbtt Hareketi) ve Sosyoloji (Suçumuz Büyük: Sadece Ulus Değil Yeni Bir Toplum İnşası) ekseninde tartışmaya açmayaı planlamaktadır.

 

Çalışma Alt Grubu

Tanınma: Gerçek Bir Diyalektik Deneyim

Siyasalın Uzamında Şiddet: Arendtçi Hijyenliğin Sökümü

Toplumsal Cinsiyet Ekseninde Kürd Kadını Ve Lgbtt Hareketi

Suçumuz Büyük: Sadece Ulus Değil Yeni Bir Toplum İnşası

Günü ve Saati

8 Eylül 2011 Perşembe

09.00-12.00

 

9 Eylül 2011

Cuma

09.00-12.00

10 Eylül 2011

Cumartesi

09.00-12.00

 

11 Eylül 2011

Pazar

09.00-12.00

Çalışma Yeri

Mordoğan Belediye Binası-B Salonu Yanı

 

Karaburun Yarımadası Yerel Gündem 21 Gençlik Merkezi

Karaburun Yarımadası Yerel Gündem 21 Gençlik Merkezi

Mordoğan Belediye Binası-B Salonu Yanı

Yürütücüler

Zübeyde Oysal Muzaffer Ağırman Perihan Babür Serhat Temel

Ali Karakaya

 

Serhat Temel Neslihan Başak

Çiğdem Kara

 

Perihan Babür Sema Sökmen Özlem Birsin Dilnur Kılıç

 

Veysi Kuzu Ulaş Bilge

Duygu Başak

Selahattin Doğan